12 Haziran 2013 Çarşamba

Beni de Sev | 3



“En ölümcül sürgün, sevdiklerinizden ayrı kalmaktır…”

William Shakespeare



''Evren, sanırım gitmeliyim. İkimiz açısındanda iyi olacak.''

Bakışları nihayet dudaklarımdan gözlerime kayarken, gözlerinde gördüğüm duyguyu tarif edemedim.

''Biliyorsun.'' diye fısıldadı şevhetle. ''Senden hoşlandığımı biliyorsun.''

Şaşkınca ona bakarken, iç sesim şaha kalktı.
Evet, biliyorum. Çünkü bende sana karşı boş değilim.
İç sesime lanetler yağdırarak kafamı eğdim ancak sert eli çenemi tuttu ve kaldırdı. Kafamı milim dahi hareket ettiremiyordum. Hareket eden tek yerim dudaklarımdı, ve heyecanla aran kalbim..

''Beni tanımıyorsun..'' Gözlerinden kısa bir nefret geçti. Kısacık. O anın süresini tanımlayamazdım bile ancak görmüştüm.

Sonunda yüzünü boynuma gömerken fısıldadı.

''Bana bunu nasıl yapıyorsun o zaman. Seninleyken nefes dahi alamıyorum.''

Ve boynuma konan ıslak öpücükle kısık sesle inledim.

*** Geçmiş ***

İlkbaharın ilk ışıkları küçük pencereden, kokuşmuş tuvaletemize süzülüyordu. Kirli aynada yansımamı bile zor görürken aynada ki yansımama baktım. Elmacık kemiklerin yine hafiften şişmişti ve büyük ihtimalle yarına büyük çürükler halinde mikrop gibi yayılacaklardı.

Poyraz ile 2 haftadır çıkıyorduk. Ah Poyraz. Daha 16 yaşındaydım belki de ama hayatımda hiç kimseye bu kadar ihtiyaç duymamıştım.
Elmacık kemiklerimde ki morluklar ise Poyraz'ın eski sevgilisi , Nazlı'nın, işiydi.

Asla şiddet yanlısı bir insan olmamıştım ve bunun cezasını çekiyordum. Poyraz bana her yaklaştığında Nazlı burnundan soluyan kızıl bir ejdere dönüşüyordu.
Ve en kötüsüde gururumdu.
Belki yüzümde ki morluklar fondaten ile kapanıyordu. Peki ya kalbimde ki morluklar?

Son kez saçımı yanağıma yapıştırdım ve kendime baktım. Daha lise 2 öğrencisiydim ben! Pes edemezdim böyle saçma bir şey için!

Tam tuvaletten çıkacakken bir inleme duydum.
Ah sapık ergenler! Yani aklıma gelen ilk şey buydu. Yavaşça tuvalet kabinlerine ilerledim ve kapılara göz attım.
Bir inleme daha duyunca, bunun şevhetten çok, acı dolu olduğunu anlamıştım.

Yavaşça ilk tahmin ettiğim kapıyı açtım.
Karşımda siyah saçları kanlar akan yüzüne yapışmış birini görünce hissettiğim adrenalin tarifsizdi.
Hızla çocuğun yanına çöktüm. Hem ağlıyor hemde titriyordu. Gözleri kapalıydı.
Benimde böyle anlarda hissettiğim duygular geldi aklıma.

Boşlukta gibi olursunuz o an. Bir acının durmasından sonrasına. Araf süresidir o an. Yaşamdan koparsınız.

Hızla sarıldım çocuğa.
Hem dövülmüş hemde kızlar tuvaletine atılmış. Hiç kimse kaldıramazdı bana göre bunu.

Çocuğun hıçkırıkları kesildi ve kanlı gözleriyle bana baktı.
Ama kara gözleri karanlıkta parlayan tek ışık gibiydi. ''Ne oldu?'' dedim, dövülen birine sorulacak en saçma soruyu sorarak.
Az önce ağlayan o değilmiş gibi kıkırdadı. Enfes renkte ki saçlarını yüzünden çekti ve mükemmel gözlerini tekrar bana sabitledi.

''Bilmem. En son sevgilin suratımı dağıtmakla meşguldü.''
Poyraz? Poyraz bu çocuğu mu dövmüştü. Peki ama neden?

''Neden dövdü seni?''

Alacağım yanıt beni yavaş yavaş kavururken, onu tekrar inceledim. Bu çocuk 10C sınıfında ki Evrendi. Çoğu kızın bu çocuğa nasıl hayranlıkla baktığını bilirdim. Ama benim gözüm Poyraz'dan başkasını görmezdi.
Ama Evren'de ki yakışıklılık göz ardı edilmeyecek bir şeydi.

Siyah saçları hafiften gözlerini kapıyordu ancak çok seyrekti ve o mükemmel gözleri ile saçlarının arasından bakınca, animelerde ki kahramanlara benziyordu.
Poyraz ise sarı saçlı, mavi gözlü mükemmel hatları olan bir çocuktu.

Poyraz ile Evren'i kıyaslamamalıydım!

Evren'in elini, elime kilitlemesiyle düşüncelerim yok oldu. Evren'in biçimli parmaklarına baktım. Diğer eliyle hafifçe çenemden tutup kendine bakmamı sağladı.
Dudaklarından süzülen kelimeler şok ile beynime saplandı.

''Senden hoşlandığımı duymuşta..''

***

Dudakları, dudaklarımı daha da sertçe öperken kendimi geri çektim. Evren..
Evren'i unutmuştum. Ama Evren ile anım sadece o tuvaletten ibaret değildi. Evren benim her zaman yanımda olmuştu. Her zaman gölgem gibiydi. Ben hiç bir zaman arkadaştan öte görmemiştim. Yada görmek istememiştim.

Gözlerimi yavaşça açtım ve bana sıcak gülümsemesiyle bakan Evren'e baktım. Yıllar ondan hiç birşey alıp götürmemişti. Hala sıcacık bakıyordu ve gözleri dipsiz kuyular kadar karanlıktı.

''Hatırladın değil mi?'' diye fısıldadı berrak sesiyle. Kafamı onun sert göğsüne gömerken burnum çam kokusuyla doldu.

''Hatırladım..''


Sıcak bir yorgana sarılmış, sıkılı kollar arasında gözlerimi açtım. Etrafa göz gezdirdiğimseyde evimde olduğumu fark ettim.
Salon.. Salonda koltuklardan birinde yatıyordum. Bana sarılan sıkı kollara döndü gözlerim. Siyah saçları karmakarışık bir vaziyette yatıyordu Evren..
Giydiği gömlek büyük ihtimalle ona sarılmamdan dolayı kırış kırış olmuştu. Ve küçücük koltuğa bu cüssesiyle kendisinin bile yatması zorken, ikimiz uyumuştuk.
Büyük ihtimalle çok rahatsızdı. Ama yüzünde şu ana kadar görmediğim bir huzur vardı.

Eve hangi ara geldiğimi hatırlamaya çalıştım. Evren'e sarılmış ve bolca göz yaşı dökmüştüm. Sonra büyük ihtimalle uykuya yenik düşmüştüm.

Benimde kırışmış kırmızı elbiseme baktım. Bacaklarımı artık örtmüyordu ve cidden üşümeye başlamıştık.
Yatak odasından battaniye alıp Evren'in üzerini örttüm ve yanağına sıcak bir öpücük kondurdum.
Anılar beynime hücüm etti bir anda. Ben bu koltukta en güzel anlarımı Poyraz ile yaşamışken, şimdi saf bir sevgi ile Evren'i öpüyordum.
Saçma düşüncelerden kurtulamayacağımı bildiğim halde, kafamı salladım ve giyinmek için odama geçtim.

Üzerime giydiğim kısa ama sıradan ev kıyafetleriyle salonda otururken saatin 5.35 olduğunu gördüm. Elime, Poyraz ile yakın zamanda aldığımız
Senden önce Ben kitabını aldım ve okumaya başladım.

Saat 6.30 gibi kapı çalmaya başladı. Poyraz'a baktım. Rahatsız ama huzurla uyuyordu.Kitabın ağlamaklı atmosferinden kurtularak kapıya yöneldim. Ve kocaman bir aptallık yapıp delikten bakmadan kapıyı açtım.

Karşımda dağılmış bir Poyraz vardı.
Benim yüzümden mi?
Tabi ki de hayır, aptal
''Poyraz?'' dedim şaşkınlığımı gizleyemeyerek.

Masmavi gözleri kızarmış, sarı saçları yapış yapıştı sanki. Onu eve alıp, acısını dindirmek istedim bir an. Ama gururum buna hayatta izin vermezdi.

''Başak.'' dedi yavaşça. Bir eli yavaşça dudağıma yönelince sertçe geri çekildim. Soğukkanlılığımı korumalıydım.

''Ne istiyorsun?'' dedim sertçe. Bakışları acı ile doldu. Kıpkırmızı gözlerini kapattı ve kısa bir küfür savurdu. O an kendini kontral altında tutmaya çalıştığını anladım. Gözlerim sıktığı yumruklarına sabitlendi.

Hasiktir. Çok kötü bir tepki verecek
Bir anda kendimi duvarda buldum. Poyraz hızla ev kapısını kapadı. Evren'in huzur içinde ki uykusunun, bu sesle bölünmüş olması için dua ettim.
Poyraz parmaklarını etime öyle bir gömmüştü ki acı içinde haykırdım. Bir eli dudaklarımı örttü ve bana yıllardır her gördüğümde eridiğim çapkın bir gülüş fırlattı.

''Beni dinlemeden hiç bir yere gitmiyorsun, sevgilim.'' diye fısıldadı kulağıma.