7 Nisan 2013 Pazar

Sende Saklı

''Bunu yapmak istediğinden emin misin? Yani bilirsin, yeni başlangıçlar yapmak zordur. Babanın yanında rahatça çalışabilirsin, hemde üst makamlarda, baban ayrım gözetmiyor. Mesela bana karşı tutumu iş yerinde ço..''

''Eminim, Ekrem. Babama bağlı olarak yaşamak istemiyorum. Bu yüzden stajımı başka bir şirkette yapmak en iyi olacak.Eminim.''

Ekrem bunalmışçasına bir ses çıkardı.Hayır, neden hayatıma burnunu sokmak zorundaydı ki.Bu huyundan nefret ediyordum.
Ekrem yaklaşık 12 senelik arkadaşımdı.İlk okulda tanışmıştık. Ağladığım, güldüğüm, kızdığım, kriz geçirdiğim her an yanımdaydı. O benim için 2. bir abiydi gözümde.
Fakat lise sonda bir sevgilim sırf beni öpmeye çalıştı diye, onu dövmüştü.O zaman bana karşı hislerinin tanıştığımız zamandan beri olduğunu anlamıştım.
En kötüsüde, babam ve abimle çok yakınlardı.Babam benden çok onun sözünü dinlerdi.Bir gün babama benimle tatile gideceğini söyleyip beni Balıkkesir'e götürmüştü. Hemde benden izinsiz!

Hızla kafamı salladım. Ekrem'i düşünüp günümün kötü geçmesine izin vermeyecektim.Arabayı sola doğru yanaştırdım ve ustaca park ettim.Ekrem'in inmesini ve benimde yoluma devam etmemi bekledim.
İnmedi

''Bak, Öykü. İnat yapman, burnunun dikine gitmen beni sana aşırı derecede çekiyor. Ancak bazı zamanlar bu kötü şeylere sebep olabilir.''

''Ne gibi?''

''Gittiğin şirketler grubunun adı neydi? Sancaklar mıydı?''

''Evet adı Sancaklar''

Ne karıştırıyordu bu çocuk? Ne bulacaktı yine kim bilir?

''Lise de, eee şey... seni öpeceği için dövdüğüm bir çocuk vardı.Belki hatırlarsı...''

''Evet, Ekrem. Hatırladım.''

Memnun olmuşçasına gülümsedi.Kim bilir ne anlamlar çıkarıyordu benim anlamsız davranışlarımdan.

''İşte, Rüzgar Sancak. Onların şirketinde çalışacaksın. Ve sanırım o da, sevdiği kız için burnunun kırılmasını unutmamıştır.''


İçimden koca bir küfür savurdum.Koca İstanbul'da bu kadar tesadüf kan dondurucuydu.
Hele hele benim Rüzgar'a, Ekrem'i dövmemesi konusunda yalvarmamdan sonra, benimde Ekrem'e birşeyler
hissettiğimi düşünmüştü.Ve benim iğrenç bir insan olduğumu bütün okula yaymıştı.
Zor bir lise dönemi geçirmiştim.

Utançla kafamı eğip, gözlerimi yumdum

''Unutmuştur beni. Hem çok değiştim artık. Ne sivilcelerim var artık nede pembe gözlüklerim. Kilo bile verdim Ekrem.''

Derin bir nefes çekti içine. Sarı saçlarını sallayarak onayladı beni.

''Rüzgar sana geri dönsün diye yapmıştın bunları, şimdi tekrardan karşılaşıyorsunuz! Allahım. Nasıl bir tesadüf''

Sinirlendiğinde yaptığı gibi ellerini ağzına dayamış, hırıltılı sesler çıkartıyordu.

''Ama onu sevmeyi çok uzun süre önce bıraktım ben Ekrem.Biliyorsun.''

Güler gibi bir ses çıkardı.Ve arabadan inmeden önce mırıldandı.

''Bilmez miyim..''


6 Nisan 2013 Cumartesi

Kurtar Beni

Aynadaki yansımasına baktı, Jemima. Saçları savaştan çıkmışçasına tel tel yolunmuş ve yıpranmıştı.Gözleri uykudan yeni uyanmışçasına bal rengi parlarken, dudakları kan kırmızısıydı.
Bu sefer ki krizini çok ağır atlatmıştı.

Yapmayacaktı.
Yapmayacaktı.
Kendine söz vermişti
Kullanmayacaktı şu iğrenç mereti.
Ama dayanamamamıştı sonunda
Annesiyle kavgası onu inanılmaz bir öfkeye itmişti.Ve tek sığınağı afyon olmuştu.
''Ah, zarif ve güçlü afyon!
Yoksul ve zengin ayırmadan tüm kalplere, asla iyileşmeyecek yaralara ve ''Ruhu isyana sürükleyen acılara''  sakinleştirici mehrem gibidir afyon!
Güçlü söz sanatıyla gazabın amacını silip götürür, suçlu adama bir gece için gençliğinin umutlarınını geri veriri kandan ıslanmış elleri temizler.''


Söylediği mısralarla titredi yavaşça. Bir krizi daha kaldırmazdı gece gece.Hele hele ailesinin yanında asla.
Yavaşça tuvaletten çıktı.Üstüne bulduğu ilk tişörtü ve kotu geçirdi.Telefonunu ve kulaklığını aldıktan sonra çoraplığında ona bakan afyonu gördü.
Poşete atılmış yeşil bir ot.

Gözlerini kapatıp derin nefesler aldı.
Bir şey düşünmek istemedi o an.
Sadece kafasından o afyonun orda olduğu düşüncesini yok etti.
Ve odadan kaçarcasına çıktı.

Boş sokaklarda dolanıyor, kafasından atmak istiyordu bütün her şeyi.
Afyon'u...

Nasıl bulaştığını hatırlamaya çalıştı bu iğrenç, güçlü afyona.
Büyük ihtimalle yine başarısızlığa uğramıştı. Ailesi tarafından yine tartaklanmıştı.
Herkes mükemmel ailelerde yetişmiyordu.
Jemmia için babası mükemmelken, annesi tam bir fırtınaydı.

Kulaklığından, kulağına akan enfes sesle şarkıyı mırıldanmaya başladı.

''
Soluklanmak için ölüyorum,
Niye bir türlü öğrenemiyorum?
Tüm güvenimi yitirdim,
Kesinlikle tersine çevirmeye çalışmama rağmen.''


''Sanırım bir sincap yolunu kaybetmiş.''

Jemmia arkasından gelen kudretli sesle arkasına döndü.
28-30'lu yaşlarında, mükemmel bir çene yapısı olan, hafif uzun saçları ve kirli sakallarıyla bir adam ona sırıtıyordu.
Hemde takım elbise giymişti.
Tanrı aşkına, acaba bir bürokrat mıydı?

''Sincaba benzer bir halim mi var?''

Adam kırkırdamaya benzer enfes bir ses çıkardı. Bu bile Jemmia'nın eriyip bitmesine yeterdi.

''Yolunu kaybetmiş ve savunmasız gözüküyorsun. Ve sincap gibi bakıyorsun. Ayrıca... Ayrıca gözlerinin altı neden böyle mor? Ah, bağımlısın değil mi?''

Ellerini Jemmia'nın suratına uzattığa an, Jemmia büyük bir hızla geri kaçtı.

''Defol git şurdan, pezevenk herif.''

''Kes şunu.Kollarını uzat''

''Sana defolup gitmeni söyledim.Toz ol.''

Adam hızla kollarından yakaladı, Jemmia'yı.Sert kolları arasında sıkışan Jemmia, geçirdiği krizlerden dolayı yorgun düşmüştü.Ve harekette edemiyordu.

''Seni buradan götürmem saniyemi alır. Hatta seni zorla Rehabilitasyona tıkabilirim.''

Sonra adam, kafasını Jemmia'nın boynuna yapıştırdı ve buğulu sesiyle fısıldadı.

''Ama ben sana yardın etmek istiyorum.İzin ver, kurtarayım seni.''

Jemmia, adamın kollarına yığılırken, fısıldadı.

''Kurtar beni.''